İSM-İ MEVSULLER

İster haas الأسماء الموصولة الخاصة yani الذي، التي ve diğerleri, isterse müşterek من ve ما ismi mevsuller Türkçeye genel bir çeviri ile öyle ki, o şey ki şeklinde çevrilmektedir. Ancak bu çeviri her zaman yerine oturmamaktadır.

 

İsmi mevsuller Arapça cümle yazımında tasarruf sağlayan isimlerdir. İki ayrı cümleyi birleştirerek tek cümle yaparlar.

 Mesela

جاء الرجلُ Adam geldi.

Bu bir cümle

رأينا الرجلَ في السوق Adamı çarşıda gördük

Bu da bir cümle

İsmi mevsulle bu iki cümleyi şöyle birleştiririz:

جاء الرجلُ الذي رأيناه في السوق

Çarşıda gördüğümüz adam geldi.

Not: Burada ismi mevsule -dığı, -diği anlamı verdiğimize dikkat edelim.

Başka bir örnek

جاء الرجلُ adam geldi

الرجلُ رآنَا في السوق Adam bizi çarşıda gördü

Bu iki cümleyi ismi mevsulle şu şekilde birleştiririz.

جاء الرجلُ الذي رآنَا في السوق Çarşıda bizi gören adam geldi

Not: Burada ise ismi mevsule -en, -an anlamı verdiğimize dikkat edelim.

Not; görmek fiili mazi olarak رأى şeklinde yazılır. Ancak bu mazi fiilden sonra ه، هما، ك، كم، ها، نَا gibi muttasıl (bitişik) zamirlerden birisi gelirse ى (ye) harfi ا (elif) şeklinde yazılır, bir öncesinde أ bulunduğu için idğam edilerek آ şeklinde yazılır.

 

Örnek cümlelerde görüldüğü gibi ismi mevsullere bazen -en, -an, bazen -dığı, -diği, bazen de -ecek, -acak anlamları veririz.

 

Tabi ki bunu rasgele yapamayız, kuralı vardır.

 

Önemli kural: İsmi mevsulden sonra bir cümle gelir (isim veya fiil cümlesi diyelim) bu cümlede ismi mevsule dönen, onunla alakalı bir zamir bulunur (aid zamiri)

جاء الرجلُ الذي رأيتُه  gördüğüm adam geldi

Bu cümlede الذي  ismi mevsulünden sonra gelen رأيتُه sıla cümlesidir ve hu zamiri الذي  ye döner, الذي   ise الرجلُ  failinin sıfatıdır.

İşte bu sıla cümlesinde bulunan aid zamiri meful gibi nesne konumunda ise ismi mevsule  -dığı, diği anlamı veririz. Dikkat edersek تُ özne zamirdir, الذي ye dönen هُ zamiri ise nesne zamirdir. İsmi mevsulden önceki cümlede adamın fail yani özne olması dikkate alınmaz.

 

İsmi mevsule -en,-an anlamı verildiğine örnek:

جاء الرجلُ الذي رآنِي Beni gören adam geldi.

Sıla cümlesinde رأى fiilinin faili müstetir (gizli) هو fail (özne) zamiridir ve الذي ye döner. Aid zamiri özne olduğunda ismi mevsule en an anlamı verilir.

 

-ecek, -acak anlamına örnek:

جاء الرجلُ الذي سيذهبُ إلى أنقرة Ankara'ya gidecek adam geldi.

Yine bu cümlede sıla cümlesinde bulunan aid zamiri (yani سيذهبُ  fiilinin altında bulunan huve zamiri) gelecek zaman ifade eden bir fiilin faili (öznesi) olduğu için -ecek anlamı verdik.

 

Ayetlerden örnekler:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Sizi yaratan (aid zamiri خلق fiilinin faili olan هو dir ve الَّذِي  ye döner, الَّذِي   de rabb isminin sıfatıdır)

 

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ

Kendilerine nimet verdiklerinin yolu (الَّذِي  ismi mevsulüne dönen aid zamiri عَلَيهِمْ  deki هِمْ zamiridir. Dikkat edileceği gibi özne zamir değildir, mecrurdur, diğer bir deyişle mefulun bih gayri sarihtir)

 

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ

 

gaybe iman edenler (الَّذِينَ  ismi mevsulüne dönen aid zamiri يُؤْمِنُونَ  fiilindeki vav fail zamiridir)

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Küfredenler (aid zamiri كَفَرُوا  fiilindeki vav fail zamiridir)

الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ

Kendilerine kitap verdiklerimiz (الَّذِينَ  ismi mevsulüne dönen aid zamiri آتَيْنَاهُمُ  daki hum zamiridir nesnedir)

الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلا أَنْ هَدَانَا اللّهُ

 Bize hidayet eden veya yol gösteren (الَّذِي  ismi mevsulüne dönen aid zamiri هَدَا  fiilinin faili müstetir hüve zamiridir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !